BÖBREK

Böbrekler vücudumuzun en önemli organlarındandır. Bel omurlarımızın her iki yanında yer alırlar. Erkeklerdeki ağırlığı 125-170gr, kadınlarda 115-155gr arasında değişir. Boyu 11-12cm, kalınlığı 3.5-4cm, eni 5-7.5cm olup fasulye biçiminde çift organlarımızdandır. Sağ böbrek sol böbrekten 1-2cm kadar aşağıdadır. Bu kadar küçük olan bu organların fonksiyonları ise düşünülemeyecek kadar büyüktür.

Böbrekler yerlerine çok sıkı bağlanmışlardır. Solunumla hareket ederler. Her iki böbrekte yaklaşık olarak 2.400.000 civarında nefron adı verilen süzme üniteleri vardır. Bunların sayısı yaşlanmayla birlikte azalır. Kalbin dakikada pompaladığı 5-6 litre kanın 1.5' i böbreklerden filtre olur. İki böbrekte bulunan nefronlardan 1 dakikada 1 litre kan geçmektedir. Tüm bunlar böbreklerin vücut için ne kadar hayati önemi olduğunu göstermektedir. Böbreklerden geçen kan filtre edildikten sonra yararlı maddeler (kan elemanları, proteinler gibi) tekrar kana verilir, vücuttan uzaklaştırılması gerekli olan zehirli maddeler ise idrarı oluşturur.
Böbrekler yaptıkları birçok fizyolojik fonksiyonlarla canlının var olabilmesinin şartı olan iç ortamın sabitliğini devam ettirmeye çalışırlar;
1- Metabolizma sonucu meydana gelen artıkların, kandaki zehirli maddelerin atılma işlemidir ki, bu gerçek anlamda idrar yapma olayıdır.
2- Vücudun sıvı-iyon dengesini ayarlar.
3- Asit-baz dengesini ayarlar.
4- Vücutta kimyasal reaksiyonlar sonucu oluşan vücut için zararlı zehirli maddelerin atılmasını sağlar.
5- Birtakım hormonlar salgılayarak vücudumuz için çok gerekli bir takım düzenlemeler yapar.Bunlar şunlardır:
- Kan yapımını “eritropoetin” salgılayarak düzenler.
- Kan basıncını “renin” salgılayarak ve onu kana vererek ayarlar.
- Kemik mineral yapısını 1.25 dihidroksikolekalsiferol salgılayarak (Vitamin D'nin aktif metaboliti) dengede tutar. Bu hormonların yapım ve yıkım yeridir.
6- Vücudun tüm organlarıyla bir bütün olarak düzenli çalışmasını sağlar.
Böbrekler, bu fonksiyonları bozulunca görevlerini yerine getiremeyecek; kanda atılması gereken maddeler atılamayacak, kanda birikerek semptomlar verecektir, idrar miktarında azalma olacaktır. Sonunda böbrekler iflasa kadar gidecektir. Biz buna “üremi” halk arasında kana idrar karışması demekteyiz. Böbrek hastalıklarının çoğu sinsi ve ağrısız seyreder. Fonksiyonu bozulan böbrek idrarla atılması gereken zehirli maddeleri süzemeyerek kanda çeşitli semptomlar vereceklerdir. Böbreklerin fonksiyonlarının azalması ve kaybolması anı ise (akut) geriye dönüşebilen; yıllar içinde sessizce devam ederek gelişiyorsa (Kronik) geri dönüşü olmayan bir tablo ortaya çizer.